| Youtube En ilginc ve komik videolar burada www.lanetli.org |
|
Unutulmayan AŞK Şiirleri
|
|||
|
30-09-2007, 04:53 PM
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
|
Unutulmayan AŞK Şiirleri
Ahmet Haşim (1884-4 Haziran 1933) KARANFİL Yarin dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil. Rûhum acısından bunu bildi! Düştükçe vurulmuş gibi yer yer, Kızgın kokusundan kelebekler, Gönlüm ona pervane kesildi. KARANLIK Aşkın bu karanlık gecesinde Bülbül yine vahşi müterennim, Mecnûnunu terketti mi Leylâ? Vahşi sesi firkat sesi sandım. Aşkın bu karanlık gecesinde Hicrânımı duydum seni andım. Firkat-zede bülbül gibi yandım. PARILTI Ateş gibi bir nehr akıyordu, Rûhumla o rûhun arasından, Bahsetti derinden ona hâlim, Aşkın bu unulmaz yarasından. Vurdukça bu nehrin ona aksi, Kaçtım o bakıştan, o dudaktan; Baktım ona sessizce uzaktan, Vurdukça bu aşkın ona aksi... Tutamayacagım sözler VERMEM Basit kişilerle polemige GİRMEM Bazı şeyleri asla AFFEDEMEM Yaşanmışlıkları kolay SİLEmEM Acıyı tanıdıgım için,kimseye ÇEkTiRmEM Cesaretsizligi ""gurur'la"" öRTEMeM Yalan ve taktiklerle ugraşmayın,YEMEM! Dostlarıma laf ETTİRMEMMM... Tutkularım var, VaZGEÇEMEMMM!!! Gidiyosan eğer,çok özlesem bile dön dEmEMMMM Agır geliyosa bunlar, firar serbest.. sEvEn sEvEr..sEvMeYeN yoL aLıR giDeR!! |
|||
|
30-09-2007, 04:53 PM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
|
Unutulmayan AŞK Şiirleri
Ahmet Muhip Dıranas (1909 - 27 Haziran 1980) SERENAD Yeşil pencerenden bir gül at bana, Işıklarla dolsun kalbimin içi. Geldim işte mevsim gibi kapına Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ. Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak, Ben aşkımla bahar getirdim sana; Tozlu yollarından geçtiğim uzak İklimden şarkılar getirdim sana. Şeffaf damlalarla titreyen, ağır Koncanın altında bükülmüş her sak. Seninçin dallardan süzülen ıtır, Seninçin karanfil, yasemin, zambak... Bir kuş sesi gelir dudaklarından; Gözlerin, gönlümde açan nergisler. Düşen öpüşlerdir dudaklarından Mor akasyalarda ürperen seher. Pencerenden bir gül attığın zaman Işıkla dolacak kalbimin içi. Geçiyorum mevsim gibi kapından Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ. ÜLKER'İN GÖZLERİ Bir bahar sabahının karanlığında ıssız Gökte diz çökmüş iki titrek ışıklı yıldız Olan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker! Mutlu, esen ve hoşken ve gülerken gülerken Nerden gelir bilinmez üzgünlüklüklerle birden Solan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker! Ne zaman perdelese içlerini bir buğu Ölümün güzelliği, özlemin yorgunluğu Dolan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker! Kalbinizin sezilmez parıltıcıklarını Bir büyük ateş gibi göstermenin sırrını Bulan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker! Tutamayacagım sözler VERMEM Basit kişilerle polemige GİRMEM Bazı şeyleri asla AFFEDEMEM Yaşanmışlıkları kolay SİLEmEM Acıyı tanıdıgım için,kimseye ÇEkTiRmEM Cesaretsizligi ""gurur'la"" öRTEMeM Yalan ve taktiklerle ugraşmayın,YEMEM! Dostlarıma laf ETTİRMEMMM... Tutkularım var, VaZGEÇEMEMMM!!! Gidiyosan eğer,çok özlesem bile dön dEmEMMMM Agır geliyosa bunlar, firar serbest.. sEvEn sEvEr..sEvMeYeN yoL aLıR giDeR!! |
|||
|
30-09-2007, 04:53 PM
Mesaj: #8
|
|||
|
|||
|
Unutulmayan AŞK Şiirleri
Ahmet Necdet (1933 - ) SENİ SEVMEK seni sevmek seni tükenmek mi biraz kırılıp dökülmek mi yoksa gökyüzünün bittiği yerde hep seninle beslenen o sensiz saatlerde yangın yerine dönmek mi biraz bilirsin aşka benzer yıkıntıdır bu güneşi düşman sayıp geceyle unutulan gün ışıdı mı karanlıkta tutulan yıkıntısız bir aşkı yaşamanın umudu intihar gibi bir şey bir ben'de yanmak için belki de bir cinayet kanda uyanmak için bir kere bin kere milyon kere seni sen de bilirsin ama ne önemi var asıl önemli olan sonuna kadar dağların yürüyüşüdür denizlere ALTI MEVSİM GAZELİ 3 / BAHAR sevdiceğim sana sözüm dildendir laledendir sümbüldendir güldendir yüreğini kuşatan bahar sevinci nisan yağmurundan esen yeldendir seher vakti saçlarına düşen çiğ dağların başını saran tüldendir salınıp yürüyüşün gerdan kırışın yuvarlak topuktan ince beldendir ya ceren bakışların canlar yakışın kirpiğe sürülen mor rimeldendir ahmet necdet uzun söze ne hâcet sitem o güzelden söz gazeldendir Tutamayacagım sözler VERMEM Basit kişilerle polemige GİRMEM Bazı şeyleri asla AFFEDEMEM Yaşanmışlıkları kolay SİLEmEM Acıyı tanıdıgım için,kimseye ÇEkTiRmEM Cesaretsizligi ""gurur'la"" öRTEMeM Yalan ve taktiklerle ugraşmayın,YEMEM! Dostlarıma laf ETTİRMEMMM... Tutkularım var, VaZGEÇEMEMMM!!! Gidiyosan eğer,çok özlesem bile dön dEmEMMMM Agır geliyosa bunlar, firar serbest.. sEvEn sEvEr..sEvMeYeN yoL aLıR giDeR!! |
|||
|
30-09-2007, 04:53 PM
Mesaj: #9
|
|||
|
|||
|
Unutulmayan AŞK Şiirleri
Ahmet Telli (1946 - ) GİDERSEN YIKILIR BU KENT Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adreslerdeydik, kimliksizdik belki sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı üşür müydük nar çiçekleri ürperirken Gidersen kim sular fesleğenleri kuşlar nereye sığınır akşam olunca Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu sustuğun yerde birşeyler kırılıyor bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor bir de seni ekliyorum susuşlarıma Selamsız saygısız yürüyelim sokakları belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar geriye mapusaneler kalır, paslı soğuklar adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız yüreğimize alırız onları, ısıtırız gardiyan olmayız kendi ömrümüze her akşam Gidersen kar yağar avuçlarıma, üşürsün bir ceylan sessizliği olur burada aşklar Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak yangınları anımsatıyor genç ölülere artık Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun isyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın devriyeler basıyor karartılmış evleri yine Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür bir tufan olurum sustuğun her yerde Tutamayacagım sözler VERMEM Basit kişilerle polemige GİRMEM Bazı şeyleri asla AFFEDEMEM Yaşanmışlıkları kolay SİLEmEM Acıyı tanıdıgım için,kimseye ÇEkTiRmEM Cesaretsizligi ""gurur'la"" öRTEMeM Yalan ve taktiklerle ugraşmayın,YEMEM! Dostlarıma laf ETTİRMEMMM... Tutkularım var, VaZGEÇEMEMMM!!! Gidiyosan eğer,çok özlesem bile dön dEmEMMMM Agır geliyosa bunlar, firar serbest.. sEvEn sEvEr..sEvMeYeN yoL aLıR giDeR!! |
|||
|
30-09-2007, 04:53 PM
Mesaj: #10
|
|||
|
|||
|
Unutulmayan AŞK Şiirleri
Atillâ İlhan (1925 - ) BÖYLE BİR SEVMEK ne kadınlar sevdim zaten yoktular yağmur giyerlerdi sonbaharla bir azıcık okşasam sanki çocuktular bıraksam korkudan gözleri sislenir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir hayır sanmayın ki beni unuttular hâlâ arasıra mektupları gelir gerçek değildiler birer umuttular eski bir şarkı belki bir şiir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir yalnızlıklarımda elimden tuttular uzak fısıltıları içimi ürpertir sanki gökyüzünde bir buluttular nereye kayboldular şimdi kimbilir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir YAĞMUR KAÇAĞI elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsan yağmurdan korktuğumu bilirsen gözlerim aklına gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni geceleri bir çarpıntı duyarsan telâş telâş yağmurdan kaçıyorum sarayburnu'ndan geçiyorum akşamsa eylül'se ıslanmışsam beni görsen belki anlayamazsın içlenir gizli gizli ağlarsın eğer ben yalnızsam yanılmışsam elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni BEN SANA MECBURUM ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum ağaçlar sonbahara hazırlanıyor bu şehir o eski istanbul mudur karanlıkta bufutlar parçalanıyor sokak lambaları birden yanıyor kaldırımlarda yağmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşam üstü ansızın yorulur tutsak ustura ağzında yaşamaktan kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor eski zamanlardan bir cuma çalıyor durup köşe başında deliksiz dinlesem sana kullanılmamış bir gök getirsem haftalar ellerimde ufalanıyor ne yapsam ne tutsam nereye gitsem ben sana mecburum sen yoksun belki haziran'da mavi benekli çocuksun ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor belki körsün kırılmışsın telâş içindesin kötü rüzgâr, saçlarını götürüyor ne vakit bir yaşamak düşünsem bu kurtlar sofrasında belki zor ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yaşamak düşünsem sus deyip adınla başlıyorum içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin hayır başka türlü olmayacak ben sana mecburum bilemezsin PİA ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia'yı görseler bana haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldız basar bir hançer gibi çıkıp giderdim ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese singapur yolunda demeseler bana bunu yapmasalar yorgunum üstelik parasızım pasaportsuzum ne olur sabaha karşı rıhtımda seslendiğini duysam pia'nın sırtında yoksul bir yağmurluk çocuk gözleri büyük büyük üşümüş ürpermiş soluk ellerini tutabilsem pia'nın ölsem eksiksiz ölürdüm MARİA MİSSAKİAN yüksekkaldırım'da bir akşam maria missakian'ı düşündüm eğer kendimi bıraksam yağmur olabilirdim yağardım kasım'da bir çınar olurdum yaprak yaprak dökülürdüm kalbimi sıkı tutmasam döküp saçıp boşaltsam içimde yükselen şiiri kaldırımlara döküp harcasam gözleri balıkçıl gözleri dudaklarında tutup rüzgârı maria missakian adında biri gelse göğsüne kapansam gece gölgesine sokulsam gökyüzünde bulutlar büyüseler yağmuru dinlesem anlatsam şimşekler kırılıp dökülseler bizi sokaklarda bıraksalar leylekler üşüyüp gitseler dönüp arkalarına bakmadan yine akşam oldu attila ilhan üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı belki pariste maria missakian avuçlarında bir çarmıh acısı gizlice bir sefalet gecesi çocuğunu boğarmış gibi boğup paris'i sana kaçmayı tasarlar her akşam ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım ne vakit maçkadan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgâr aklımı alırdı sessizce bir cigara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felâketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felâketim olurdu ağlardım. Tutamayacagım sözler VERMEM Basit kişilerle polemige GİRMEM Bazı şeyleri asla AFFEDEMEM Yaşanmışlıkları kolay SİLEmEM Acıyı tanıdıgım için,kimseye ÇEkTiRmEM Cesaretsizligi ""gurur'la"" öRTEMeM Yalan ve taktiklerle ugraşmayın,YEMEM! Dostlarıma laf ETTİRMEMMM... Tutkularım var, VaZGEÇEMEMMM!!! Gidiyosan eğer,çok özlesem bile dön dEmEMMMM Agır geliyosa bunlar, firar serbest.. sEvEn sEvEr..sEvMeYeN yoL aLıR giDeR!! |
|||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||






